Ayrıntılı Bilgi ve Randevu Hattı : 0541-6239483

Medical Park Pendik Hastanesi doktorlarından, hemşerimiz Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Samet Yardımcı, “Obezite ve Tedavisi” ile ilgili önemli bir sunumu memleketinde gerçekleştirdi

VM Medical Park Pendik Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı olan ve İstanbul’daki başarılarıyla göz dolduran Antakyalı Doç. Dr. Samet Yardımcı, memleketine geldi, Saklı Ev Restoranda “Obezite ve Tedavisi” konusunda önemli bir sunum gerçekleştirdi.

Defne Belediyesi Fen İşleri Müdürü Emin Yardımcı’nın oğlu olan Doç. Dr. Samet Yardımcı, slaytlı sunumunda, son yıllarda, hareketsiz yaşam ve işlenmiş gıda tüketimin artmasının bir sonucu olarak dünya ile eşzamanlı olarak ülkemizde de hızla artış gösteren obezitenin, birçok sağlık problemini de beraberinde getirdiğini söyledi. Dünyada 2 milyardan fazla insanın obezite sorunuyla karşı karşıya geldiğini söyleyen Doç. Dr. Yardımcı, ülkemizin obezite görülme sıklığı açısından yüzde 20 oranla dünyada ilk 5’te yer aldığını, söyledi, tedavi edilmediği durumlarda ölümcül sonuçlara yol açabilecek hastalığın tedavisiyle ilgili bilgiler aktardı.

Son 50 yılda dünyada giderek büyüyen bir sorun haline gelen obezitenin insan hayatında kısır döngüye yol açan bir olgu olduğunu belirten Doç. Dr. Yardımcı, Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre 2014 yılında 18 yaş üzerinde yaklaşık 2 milyar insanın fazla kilo sorunuyla mücadele ettiğini, bunların 600 milyonuna ‘morbid’ adı verilen ‘ileri obezite’ teşhisi konduğunu, diğer yandan kontrol altına alınamayan ilerlemiş obezitenin, şeker hastalığı (Tip 2 diyabet), kalp hastalıkları, hipertansiyon, kalp krizi ve beyin kanaması gibi ölümcül hastalıklara da neden olduğunu vurguladı.

Şehir hayatı ve hareketsiz yaşam önemli etken

Antakya Gazetesi Sunum - Samet YardımcıDoç. Dr. Yardımcı, obezite tedavisinin multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti ve “Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, beslenmeden cerrahiye kadar bütünsel bir yaklaşımla ele alınmalı. Kişinin tedavisi endokrinoloji uzmanı, kardiyolog, diyetisyen, psikiyatr ve obezite cerrahisi gibi birçok uzmanının katılımıyla planlanmalı. Obez hastaların tedavisinde öncelikle diyet ve egzersiz hedeflenmeli, bu yöntemlerle netice alınamayan hastalarda ise ancak Vücut Kitle Endeksi hesaplamalarına göre zorunluluk durumlarında cerrahi alternatifler değerlendirilmelidir” dedi.

Yapılan doğru cerrahi müdahale ile beslenme ve hareketsiz yaşam arasındaki kısır döngüyü kırarak hastanın sağlıklı bir yaşama kavuştuğunu söyleyen Doç. Dr. Yardımcı, işlenmiş gıda tüketiminin artmasının obezitenin yaygınlaşmasında büyük bir rol aldığını ifade etti, şehir hayatının dezavantajlarına dikkat çekti ve “Motorlu araçların yaygınlaşması, televizyon ve bilgisayar kullanımının artması ve masa başındaki durağan çalışma koşullarıyla birlikte hareketsiz bir hayata hızlı bir geçiş yaptık. Sık yerleşimli binalar ve yoğun trafik arasında spor yapacak yerlerin de gitgide azalması ile birlikte hareketsiz yaşam daha da arttı. Tüm bunların sonucu olarak daha yüksek kalori ile beslenen, ancak daha az hareket eden bir hayat tarzı tüm dünyada obezite hastalığının ve beraberinde getirdiği diğer hastalıkların da artmasına sebep oldu.”

Kimler ameliyat olabilir?

Dünya Sağlık Örgütü’nün vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişileri obez saydığını hatırlatan Doç. Dr. Yardımcı, vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesi ile hesaplanan vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan obez hastalarının başka hiçbir neden aranmaksızın ameliyat olabileceğine değindi, vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan ve diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı veya uyku apnesi gibi yandaş hastalıkları olanların da obezite cerrahisi ile tedavi edilebileceğini vurguladı.

Obezite cerrahisinde mide küçültücü ameliyatlar, gıda emilimini azaltan ameliyatlar ve mide bypass’ı olmak üzere üç tip ameliyat yöntemi olduğunu belirten Doç. Dr. Yardımcı, uygulanacak ameliyat tipinin hastanın yaşı, beslenme alışkanlıkları ve şeker hastalığının veya uyku apnesinin derecesine bağlı olarak karar verildiğini söyledi ve şunları dile getirdi: “Yapılan cerrahi müdahale ile hastaların diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, astım, kolesterol bozuklukları, karaciğer yağlanması, gut, bel fıtığı gibi eklem hastalıkları, hatta migren bile değişen oranlarda iyileşebilmektedir. Kadın hastalarda ise meme ve rahim kanserine yakalanma ihtimali belirgin olarak azalmaktadır. Ayrıca yemek borusu kanseri, böbrek kanseri, pankreas kanseri ve kalın barsak kanserine yakalanma ihtimali de azalmaktadır. Azalan kiloya bağlı olarak hastaların kalp krizi riski azalarak yaşam kaliteleri yükselmektedir.”

15 günde normal yaşama dönülüyor

Doç. Dr. Yardımcı, sunumun sonunda şunlara yer verdi: “Her şey yolunda giderse ameliyattan sonraki 3. veya 4. gün taburcu olup, evde de 10—15 günlük bir istirahat dönemi sonrası işe başlayabilirsiniz. Ağır yükler kaldırmanız 3 aya kadar sakıncalıdır. Ameliyat esnasında veya sonrasında istenmeyen bir problemle karşılaşılırsa veya normal iyileşme sürecinden her hangi bir nedenle çıkılırsa, hastanede yatış ve iyileşme süreleri değişiklik gösterebilir, problem çözülünceye kadar uzun süreli hastanede yatmak veya taburcu sonrası tekrar hastaneye yatmak gerekli olabilir.”

Kaynak: Antakya Gazetesi, Mehmet ÖZGÜN