
Mide Yanması Her Zaman Reflü Anlamına Gelir mi?
Toplumda reflü hakkında en sık karşılaştığım yanlış inanışlardan biri şudur: “Mide ilacı iyi geliyorsa sorun çözülmüştür.” Belirtilerin hafiflemesi veya geçmesi hastayı da beni de mutlu eder elbette, ama altta yatan nedeni tam olarak anlamadan tam huzur bulamıyorum. Gerekli tetkikler sonrasında bazı hastalarda yalnızca ilaç tedavisi yeterli olurken, bazılarında cerrahi tedavi kaçınılmaz olabiliyor.
Reflü nedir?
Aslında hepimiz zaman zaman reflü yaşarız. Ağır bir yemekten sonra ağza acı su gelmesi veya göğüste hafif yanma normal kabul edilebilir. Reflü, daha doğru adıyla gastroözofageal reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda fizyolojik olarak görülebilir ve çoğu zaman kendiliğinden düzelir. Yetişkinlerde ise ara sıra yaşanan reflü yakınmaları her zaman hastalık anlamına gelmez.
Bazı yiyecek ve içeceklerle tetiklenen ya da uzun süre aç kaldıktan sonra fazla miktarda yemek yemeye bağlı gelişen reflü atakları çoğu zaman tedavi gerektirmez. Ancak bu şikâyetler sıklaşıyor, hastanın yaşam kalitesini bozuyor veya komplikasyonlara yol açıyorsa artık bunu reflü hastalığı olarak değerlendiriyor ve tedavisini planlıyoruz.
En sık görülen belirtileri göğüste yanma, ağza acı su gelmesi, geğirme ve özellikle gece yatınca artan şikâyetlerdir. Bazı hastalarda kronik öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve diş minesinde aşınma gibi mide dışı belirtiler de görülebilir.
Reflü hangi hastalıklarla karışabilir?
Reflü; mide ülseri veya gastrit gibi mide hastalıklarıyla karışabileceği gibi, bu hastalıklarla birlikte de görülebilir.
Göğüs ağrısı bazen kalp krizini taklit edebilir. Acil servise kalp krizi şüphesiyle başvurup tüm kardiyolojik incelemeleri normal çıkan ve sonunda reflü tanısı alan birçok hastam oldu. Aynı şekilde kardiyoloji uzmanı meslektaşlarım tarafından ileri değerlendirme için yönlendirilen çok sayıda hasta görüyorum.
Reflü hastalarının bir diğer başvuru noktası ise kulak burun boğaz klinikleridir. Özellikle uzun süren ses kısıklığı ve nedeni açıklanamayan kronik farenjit yakınmalarında reflü mutlaka akılda tutulmalıdır.
Ayrıca safra kesesi hastalıkları, mide fıtığı ve yemek borusunun hareket bozuklukları (özofagus motilite bozuklukları) da mide veya göğüs yanması şikâyetlerine neden olabilir.
Reflü hastalığının tedavisi nedir?
Reflü tedavisinde ilk basamak çoğu zaman yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisidir.
Öncelikle reflüye neden olan alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekir. Uzun süre aç kaldıktan sonra hızlı ve fazla miktarda yemek yemek, gece geç saatte yemek yemek, yeterince çiğnemeden yemek, alkol ve sigara kullanımı reflüyü tetikleyen başlıca alışkanlıklardır. Ayrıca obezite veya fazla kilolu olmak da karın içi basıncını artırarak reflü gelişimini kolaylaştırabilir.
Klinik Gözlemim
Yılların tecrübesi bana şunu öğretti: Hayat tarzını değiştirmek söylemesi kolay, uygulaması ise oldukça zor önerilerden biridir. Polikliniğimden çıkarken oldukça kararlı olan birçok hastamı birkaç ay sonra eski alışkanlıklarına dönmüş olarak görebiliyorum. Bu nedenle hastalarıma katı yasaklar koymak yerine sürdürülebilir değişiklikler önermeyi tercih ediyorum. Gerçekçi hedefler belirlemek ve kişinin günlük yaşamına uyabilecek öneriler geliştirmek, uzun vadede çok daha başarılı sonuçlar veriyor. Burada biraz da kendi doktorunuz olmanız gerekiyor.
Reflüye neden olabilen bazı gıdaları da biliyoruz. Çay, kahve, çikolata, soğan, sarımsak, yağlı hamur işleri, susam ve bulgur en sık suçlanan besinler arasındadır. Ancak bunların herkeste aynı etkiyi göstermediğini de unutmamak gerekir.
Endoskopi sırasında mide biyopsisi alarak Helicobacter pylori bakterisini araştırıyoruz. Bu bakteri saptandığında, ülser ve mide kanseri gibi hastalıklarla ilişkisi nedeniyle uygun antibiyotik tedavisi planlıyoruz. Ancak Helicobacter pylori’nin reflü üzerindeki etkisi her hastada aynı değildir. Bu konu başlı başına ayrı bir makaleyi hak edecek kadar geniştir.
Her reflü hastasına ameliyat gerekir mi?
Kesinlikle hayır.
Ancak bazı hastalarda, tüm yaşam tarzı değişikliklerine ve uygun ilaç tedavisine rağmen;
- Uzun yıllar ilaç kullanma ihtiyacı,
- İlacın bırakılmasıyla şikâyetlerin hızla tekrarlaması,
- Büyük mide fıtığı,
- Yemek borusunda hasar (özofajit),
- Barrett özofagusu,
- İlaç tedavisine rağmen devam eden reflü yakınmaları,
cerrahi tedaviyi gündeme getirebilir.
Buradaki en önemli nokta, tedavi kararının hastaya özel verilmesidir. Her hastanın yaşam tarzı, beklentileri ve hastalığının şiddeti farklıdır. Bu nedenle aynı hastalığa sahip iki kişide farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.
Tıp fakültesi öğrencilerine ilk yıllarda öğrettiğimiz güzel bir söz vardır:
“Hastalık yoktur, hasta vardır.”
Bu söz, reflü tedavisini belki de en iyi özetleyen cümledir.
Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Neden Önemlidir?
Gastroenteroloji cerrahisi, genel cerrahinin sindirim sistemi hastalıkları ve cerrahisi üzerine özelleşmiş bir üst uzmanlık alanıdır.
Yıllar içinde edindiğim deneyim bana şunu gösterdi: Çoğu zaman hasta daha muayene masasına oturmadan, yalnızca şikâyetlerini dikkatle dinlerken aklımda güçlü bir ön tanı oluşuyor. Deneyim, doğru tanıya hangi tetkiklerle ulaşabileceğimizi öngörmeyi kolaylaştırıyor.
Benim yaklaşımım; hastayı gereksiz tetkiklerden koruyacak kadar seçici, gerekli olduğunda ise hiçbir incelemeden kaçınmayacak kadar titiz olmaktır. Endoskopi, özofagus manometrisi, 24 saatlik pH monitörizasyonu veya tomografi gibi tetkiklerden yalnızca gerçekten gerekli olanları istemek hem hastanın zaman kaybetmesini hem de gereksiz maliyetleri önler.
Reflü tedavisinde ilaç tedavileri, yaşam tarzı değişiklikleri, endoskopik girişimler ve cerrahi seçeneklerin tamamını bilmek önemlidir. Ancak daha da önemlisi, hangi hastanın hangi tedaviden gerçekten fayda göreceğini doğru belirleyebilmektir.
Zaman zaman daha önce reflü ameliyatı geçirmiş olmasına rağmen şikâyetleri devam ettiği için bana başvuran hastalarla karşılaşıyorum. Bu durum her zaman ameliyatın başarısız olduğu anlamına gelmez. Bazen başlangıçta doğru endikasyon konulamamış, bazen de hastanın şikâyetlerinin gerçek nedeni reflü dışında farklı bir hastalık olabiliyor. Bu nedenle hastayı dikkatle dinlemek, özenli bir muayene yapmak ve tetkikleri doğru yorumlamak, başarılı tedavinin en önemli basamağıdır.
Reflü cerrahisinde tek tip bir ameliyat yoktur. Kullanılacak teknik; mide fıtığının büyüklüğüne, yemek borusunun çalışma şekline ve hastanın beklentilerine göre değişebilir. Mesh kullanılıp kullanılmayacağına, tam sargı (Nissen) mı yoksa yarım sargı (Toupet) mı yapılacağına, laparoskopik, robotik veya endoskopik yöntemlerden hangisinin tercih edileceğine kişiye özel karar vermek gerekir. Tüm bu seçeneklere hâkim olmak, doğru ameliyatı yapabilmenin temel şartlarından biridir.
Sonuç
Reflü, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen ancak doğru tanı konulduğunda başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Uzun yıllar mide ilacı kullanmak zorunda olduğunuzu düşünmeyin. Öncelikle doğru tanının konulması, ardından hastaya en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi gerekir.
Reflü tedavisinde başarı, aynı tedaviyi herkese uygulamak değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedaviyi seçmektir.
Akılda Kalsın
Her mide yanması reflü değildir. Her reflü hastasının ameliyata ihtiyacı yoktur. Ama ameliyat olması gereken hastaların da yıllarca sadece ilaçla oyalanmaması gerekir.



