
Zayıflama İğneleri Kimler İçin Uygun? Etkileri ve Yan Etkileri Nelerdir?
Son yıllarda muayenede obezite ile ilgili en sık duyduğum sorulardan bazıları şunlar:
“Hocam, zayıflama iğnesi kullanmalı mıyım?”
“Ozempic veya Mounjaro hakkında ne düşünüyorsunuz?”
“Bu ilaçlarla gerçekten kilo verebilir miyim?”
Bu soruların tek bir cevabı yok. Çünkü obezite tek tip bir hastalık olmadığı gibi, her hastanın vermesi gereken kilo miktarı ve tedaviden beklentisi de aynı değil.
Yeni nesil obezite ilaçları, doğru hastada kullanıldığında oldukça etkili tedavilerdir. Ancak bu ilaçların popülerleşmesi bazen önemli bir gerçeği gözden kaçırmamıza neden oluyor: Bir tedavinin etkili olması, her hasta için doğru tedavi olduğu anlamına gelmez.
Zayıflama İğneleri Gerçekten İşe Yarıyor mu?
Evet.
GLP-1 ve GIP/GLP-1 temelli yeni nesil ilaçlarla geçmişte kullandığımız obezite ilaçlarından çok daha yüksek oranlarda kilo kaybı elde edilebiliyor.
Burada yalnızca yüzdeye değil, hastanın başlangıç kilosuna ve vermesi gereken toplam kilo miktarına bakmak gerekir.
Örneğin 90 kilogram olan ve sağlıklı bir kiloya ulaşmak için 15-20 kilogram vermesi gereken bir hastada ilaç tedavisi son derece tatmin edici bir sonuç sağlayabilir.
Ancak 150 kilogram olan ve 50-60 kilogram vermesi gereken bir hastada aynı orandaki kilo kaybı, tedavi başarılı kabul edilse bile hastayı hedeflenen ağırlığa ulaştırmayabilir.
Bu nedenle benim için temel soru “Bu ilaç ne kadar kilo verdiriyor?” değil, “Bu hastanın ne kadar kilo vermesi gerekiyor?” sorusudur.
Hangi Hastalar Zayıflama İğneleri İçin Daha Uygun?
Özellikle hafif ve orta derecede obezitesi bulunan, cerrahi gerektirecek düzeyde yüksek vücut kitle indeksine sahip olmayan ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yeterli sonuç alamayan hastalarda bu ilaçlar önemli bir tedavi seçeneğidir.
Ayrıca ameliyat istemeyen veya sağlık durumu nedeniyle cerrahinin uygun olmadığı bazı hastalarda da değerlendirilebilir.
Burada tedavinin yalnızca reçete edilmesi değil, doz artışlarının, kilo kaybının, beslenmenin ve yan etkilerin takip edilmesi önemlidir.
Çünkü tedavinin kağıt üzerindeki başarısı ile hastanın o tedaviyi gerçek hayatta sürdürebilmesi aynı şey değildir.
Zayıflama İğnelerinin Yan Etkileri Nelerdir?
En sık karşılaştığımız yan etkiler gastrointestinal sistemle ilgilidir. Bulantı, kusma, karın ağrısı, şişkinlik, kabızlık veya ishal görülebilir.
Bu yakınmaların önemli bir bölümü uygun doz artırımı ve zaman içerisinde azalabilir. Ancak bazı hastalarda yan etkiler tedavinin sürdürülemeyeceği kadar belirgin olabilir.
Ben bu ilaçları kullanan hastaların takibinde yalnızca kilo ve gastrointestinal yakınmaları değil, hastanın genel olarak kendisini nasıl hissettiğini de sorgulamayı önemli buluyorum.
Bazı hastalar bunu oldukça belirsiz ifadelerle anlatabiliyor:
“İlaç beni kötü yaptı.”
“Kendimi eskisi gibi hissetmiyorum.”
“Uykularım bozuldu.”
“Keyfim yok.”
Bu ifadelerin otomatik olarak ilaca bağlı depresyon olarak yorumlanması doğru değildir. Nitekim güncel geniş ölçekli değerlendirmelerde GLP-1 grubu ilaçların depresyon veya intihar düşüncesi riskini artırdığı gösterilmiş değildir.
Buna rağmen tedavi sırasında ortaya çıkan belirgin ruh hali veya davranış değişikliklerinin görmezden gelinmemesi gerektiğini düşünüyorum. Obezite tedavisinde tartının gösterdiği rakam kadar hastanın tedaviyi nasıl yaşadığı da önemlidir.
İlacı Bırakınca Kilo Geri Gelir mi?
Bu, muayenede üzerinde özellikle durduğum konulardan biri.
Zayıflama ilaçları obeziteyi birkaç aylık bir kürle ortadan kaldıran tedaviler değildir. İlaç kullanılırken iştah azalabilir ve kilo kaybı sağlanabilir; ancak ilaç kesildiğinde bu etkinin bir bölümü ortadan kalkar ve yeniden kilo alımı görülebilir.
Nitekim bugün obezite cerrahisi için başvuran hastalar arasında daha önce bu ilaçlardan birini kullanmış kişilere giderek daha sık rastlıyoruz.
Bir kısmı yeterli kilo verememiş oluyor. Bir kısmı yan etkiler nedeniyle tedaviyi sürdürememiş oluyor. Bir başka grup ise ilaçla oldukça iyi kilo vermesine rağmen tedaviyi bıraktıktan sonra yeniden kilo almış olarak başvuruyor.
Bu hastalar aslında bize önemli bir şeyi gösteriyor:
Kilo vermek ile obeziteyi uzun dönemde kontrol altında tutmak aynı şey değildir.
Peki İleri Derecede Obezitede Ne Yapmalı?
Vücut kitle indeksi yükseldikçe hastanın vermesi gereken toplam kilo miktarı da genellikle artar.
Özellikle VKİ 35 kg/m² ve üzerindeki hastalarda yalnızca ilaç tedavisinin sağlayabileceği kilo kaybının yeterli olup olmayacağını baştan değerlendirmek gerekir.
Bu hasta grubunda metabolik ve bariatrik cerrahi, güncel uluslararası kılavuzlarda güçlü bir tedavi seçeneği olmaya devam etmektedir.
Dolayısıyla tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatları zayıflama ilaçlarının “başarısız olduğu zaman başvurulan son çare” olarak görmek de doğru değildir.
Bazı hastalarda ilaç en uygun başlangıç tedavisiyken, ileri derecede obezitesi olan bazı hastalarda cerrahi baştan daha etkili ve kalıcı bir tedavi seçeneği olabilir.
Zayıflama İğnesi Kullanmalı mıyım?
Bu sorunun cevabını yalnızca kilonuza bakarak vermek mümkün değil.
Vücut kitle indeksiniz, vermeniz gereken kilo miktarı, diyabet ve diğer metabolik hastalıkların varlığı, daha önceki kilo verme girişimleriniz, kullandığınız ilaçlar ve tedaviyi uzun süre sürdürebilme olasılığınız birlikte değerlendirilmelidir.
Zayıflama ilaçları obezite tedavisinde elimizdeki çok değerli araçlardan biridir. Ama her güçlü araç gibi doğru hastada kullanıldığında değerlidir.
Obezite tedavisinde amaç hastaya mutlaka ilaç vermek veya mutlaka ameliyat önermek değil; o hasta için uzun dönemde sürdürülebilir ve yeterli kilo kaybını sağlayabilecek yöntemi seçmektir.
Prof. Dr. Samet Yardımcı



