Ayrıntılı Bilgi ve Randevu Hattı : 0541-6239483

Mide Tümörü

Mide tümörü nedir?

Mide karnın sol üst tarafına yerleşmiş, yemek borusu ile oniki parmak barsağı arasında bulunanan bir organdır. Mide iç yüzeyindeki hücrelerin genetik faktörler ve çeşitli çevresel etkenlerden dolayı anormal çoğalmaya başlaması ve kontrolsüz büyüyerek kitle oluşturmasıyla mide tümörleri oluşur. Bu tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabilirler. Kötü huylu tümörler mide çevresi lenf nodlarına veya vücudun diğer organlarına yayılım gösterebilirler.

Belirtileri nelerdir?

Yutma güçlüğü, kansızlık, iştahsızlık, kilo kaybı, karnın üst taraflarında ağrı, kusma ilk belirtiler olabilir. Ancak mide tümörlerinin erken safhalarda çok sinsi, hiç bir belirti vermeden seyredebileceği ve belirti verdiğinde ileri evrelere gelmiş olabileceği unutulmamalıdır.

Risk faktörleri nelerdir?

  1. Yüksek tuzlu ve tütsülenmiş gıdalar ile beslenmek.
  2. Sigara ve alkol kullanımı
  3. İleri yaş: Genelde 55 yaş üzerinde görülür. Bir çok hasta 60-70 yaşlarındadır.
  4. Cinsiyet: Erkeklerde kadınlardan iki kat daha fazla oranda görülmektedir.
  5. Bakteri: Helicobacter Pilori veya H.Pilori adı verilen bir bakterinin gastrit, ülser ve çeşitli mide tümörlerinde etkim olabileceği düşünülmektedir. Mide endoskopisi esnasında hastada H.Pilori saptanırsa antibiyotikler ile mideden temizlenmelidir.
  6. Aile hikayesi: Mide kanserinin bazı ailevi kanser türleriyle ilişkisi var gibi görünse de ailesinde hiç kanser olmayan bireylerde de görülmektedir
  7. Obezite: Özellikle erkeklerde şişmanlığın mide kanseri ihtimalini arttırdığı gösterilmiştir.
  8. Önceden ülser nedeniyle mide ameliyatı geçirmiş olmak

Nasıl Tanı konulur?

Tanı için en iyi töntem endoskopik incelemedir. Bu yöntemde ağızdan ucunda kamera bulunan fiberoptik bir kablo ile mideye girilir ve görüntülenir. Mide kanseri belirti verdiğinde genelde ileri evrelerde olduğundan Japonya gibi ülkelerde hiç bir belirtisi olmayan, 55 yaşını geçmiş tüm insanlara tarama amaçlı endoskopi uygulanmaktadır. Ancak bu sayede erken evrelerde yakalanabilmektedir. Endoskopinin yerine geçebilecek başka bir film kan tahlili gibi bir şey mevcut değildir.

Tedavi nedir?

Mide tümörlerinin tedavisi hastalığın evresine göre değişkenlik gösterir. En erken evrede hatta tümör kansere dönmeden yakalanan olgularda endoskopik yöntemle hastalıklı alanın çıkarılması ameliyatsız bir çözüm yolu olarak mümkündür. Ancak hastalığın evresi ilerledikçe mide ameliyatları ve onkoloji tedavilerinin kombinasyonları gerekli olmaktadır.

Ameliyatta ne yapılır?

Mide tümörlerinin ameliyatlarında çok çeşitli yöntemler tanımlanmıştır. Bugün en fazla kullanılan yöntemler:

  1. Sadece tümörlü alanın çıkarılması: Midenin iyi huylu ama kötüye dönme potansiyeli taşıya tümörlerinde uygulanan bir yöntemdir.
  2. Distal Subtotal Gastrektomi: Midenin aşağı kısmının çıkarıldığı ameliyat tipidir. Genelde bu kısma ince barsak bağlanarak sindirim sisteminin devamlılığı sağlanır.
  3. Total Gastrektomi: Bu ameliyatta midenin tamamı çıkarılarak yemek borusuna ince barsak bağlanır ve mide fonksiyonu görecek şekilde ayarlanır. Mide olmadan insan doktor kontrolünde çok uzun yıllar yaşayabilir. Tabii ki midenin eksikliğine bağlı vücutta bazı vitamin ve minerallerin eksikliği ve yeme kapasitesinde azalma gerçekleşecektir. Ancak unutmayınız ki ameliyat ile gelişecek hiç bir şey mide kanserinin vücudunuzda yapacağı tahribat kadar fazla olmayacaktır.

NOT: Hangi ameliyat yapılırsa yapılsın kötü huylu mide tümörlerinde mide çevresindeki lenf nodları mutlaka temizlenmelidir. Milimetrik boyutta ancak mikroskop altında görülebilen tümör hücreleri olabileceği unutulmamalıdır. Bu ameliyatlar tecrübesi fazla olan hekimler tarafından tecrübesi fazla olan merkezlerde uygulanırda başarı oranları artmaktadır.

Mide tümör ameliyatının riskleri nelerdir?

Mide tümör ameliyatları sonrası hastaların %95’i hiç bir problem yaşamadan taburcu olmaktadırlar. Ancak hastanın çok ileri yaşta olması, eşlik eden diğer hastalıkları ( hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları gibi…), beslenme durumunun kötü olması ( uzun süreli açlık ve hızlı ve kontrolsüz kilo kaybı iyileşme fonksiyonlarını ve bağışıklık sistemini bozar) gibi durumlar varsa ameliyat sonrası bazı sıkıntıların yaşanma ihtimali artmaktadır.

Başlıca gelişebilecek komplikasyonlar:

  1. Kaçak: En önemli ve korkulan risk mide ve barsak sisteminde değişen anatomik yapılara bağlı kaçak gelişimidir. En sık ameliyattan sonraki ilk 1 hafta içinde görülse de ameliyattan 1 ay sonra kaçak gelişen hastaların varlığı da bilinmektedir. Kaçak gelişirse karın içi infeksiyonlara bağlı, hastanın yatış süresinin uzaması, tekrarlayan endoskopik, radyolojik veya cerrahi müdahaleler, yoğun bakım yatışları ve hatta ölüm bile gelişebilmektedir. Kaçak gelişmemesi için ameliyat tekniğinin geliştirilip, standart yöntemlerin tecrübeli cerrahlarca uygulanması çok önemlidir. Hastanın sigara kullanması, kontrolsüz diyabet hastalığı ve tedavi edilmemiş akciğer hastalıkları kaçak riskini arttırmaktadır. Tüm bu önlemlere rağmen Dünya’nın ileri gelen mide tümörleri tedavi merkezlerinde kaçak oranı %1-2 civarında seyretmektedir.
  2. Kanama: Her ameliyattan sonra kanama riski mevcuttur. Mide tümör ameliyatlarından sonra da %1-2 civarında kanama geliştiği bilinmektedir. Hastanın başka bir nedenle kan sulandırıcı (aspirin, klopidogrel, kumadin, heparin vb.) kullanması ameliyat sonrası kanama görülme riskini arttırmaktadır. Kanama karın içine (iç kanama) veya sindirim sisteminin içine (mide kanaması) doğru gerçekleşebilir. Bu kanamaların büyük çoğunluğu ya kendiliğinden durmaktadır. Bazen hastaya kan ve kan ürünlerinin verilmesi gerekebilir. Bu durum nadiren de olsa kanamanın durdurulabilmesi için tekrar ameliyat gerektirebilir. Çok şiddetli kanamaların hayati tehlikesi mevcuttur.
  3. Derin ven trombozu: Karnında her hangi bir yerde tümörü olan hastalar, derin ven trombozu diye adlandırılan bacak damarlarına pıhtı oturması ve bu pıhtının en sık akciğerler olmak üzere vücudun çeşitli damarlarında tıkanıklığa yol açması açısından ameliyat sonrası yüksek risk altındadırlar. Bu durumun gerçekleşmemesi için varis çorapları giyilmesi, kan sulandırıcı iğneler (düşük molekül ağırlıklı heparin) yapılması ve ameliyat sonrası erken dönemde hastanın ayağa kalkıp yürümesi hayati önem taşımaktadır
  4. Kusma: Anestezi esnasında verilen ilaçların bir kısmının ameliyat sonrası erken dönemde kusmalara yol açtığı bilinmektedir. Ancak bu etki çoğunlukla ilk 1-2 gün içinde kendiliğinden geçmektedir. Daha uzun süren kusma ve yeterli beslenememe durumlarında mide barsak sisteminde tıkanıklık gelişip gelişmediği kontrol edilmelidir. Bu durumda endoskopik veya cerrahi tedaviler ile tıkanıklığın açılması gerekmektedir.
  5. Cerrahi alan infeksiyonları: Yüzeyel veya derin planda ameliyat bölgelerinde mikrobik infeksiyonlar gelişebilir. Abse gelişir ise boşaltılması ve çeşitli antibiyotikler ile tedavi edilmesi gerekebilir.
  6. Hastanın önceden var olan hastalıklarının ameliyatla alevlenmesi: Özellikle akciğer hastalıkları, hipertansiyon ve kalp yetmezliği ameliyat sonrası erken dönemde hafif bir alevlenme gösterebilir. Ancak daha sonraki dönemlerde, hasta kilo kaybettiği zaman bu hastalıkların hafiflemesi ve hatta iyileşmesi büyük oranda gerçekleşecektir.
  7. Yara ayrışması: Özellikle yara iyileşme fonksiyonları bozulmuş olan hastalarda ameliyat yarası zamanında iyileşmeyip açılmalara neden olabilir. Önündeki cilt bariyeri bozulmamışsa bu durum ameliyat bölgesinde fıtık gelişimi ile sonuçlanır. Ancak önündeki cilt de açılmışsa bu durumun tekrar ameliyat ile düzeltilmesi gerekebilir.

NOT: Her sindirim sistemi ameliyatının burada belirtilmeyen riskleri olabilir. Ayrıca kullanılan ilaçların, kan ve kan ürünleri transfüzyonunun, anestezinin ve hastaneye yatmanın getirdiği riskler belirtilmemiştir.

Doç. Dr. Samet Yardımcı

Obezite ve Metabolik Cerrahi

Gastroenteroloji Cerrahisi

Genel Cerrahi Uzmanı

Uzmanlık Alanları

Obezite Cerrahisi

Metabolik Cerrahi

Gastroenteroloji Cerrahisi

İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları

Kolorektal Cerrahi

Onkolojik Cerrahi

VM Medical Park Pendik

Fevzi Çakmak Mah. D100, Cemal Gürsel Cd. No:9 34899 Pendik / İstanbul
(0216) 275 40 00

 

Ayrıntılı Bilgi ve Randevu Hattı 

0541-623 94 83

Sosyal Medya hesaplarımı takip edin, son gelişmelerden haberdar olun.